Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Ülkücü Gençlik

ülkücü gençlik

3 Mayıs Milliyetçiler Günü

tyazi
 

İstanbul un Fethinin 554. yılı

 
28 Mayıs 2007, Pazartesi

İstanbul'un fethi sadece Türk tarihi için değil, aynı zamanda dünya tarihi içinde önem arz eden vakıalardan birisidir. O dönemin şartlarında “fethedilmesi imkânsız” kabul edilen İstanbul’u Büyük Türk Hükümdarı Fatih Sultan Mehmet Han ve ordusu fethetmiştir. 1453 yılına kadar defalarca kuşatmaya uğrayan ancak “fethedilemeyen İstanbul’u” 21 yaşındaki Fatih, aklı, imanı, feraseti, devlet adamlığı ve dirayeti ile kuşatmış ve “feth-i mübin’i” gerçekleşmiştir. Birçok hükümdarın tahayyül bile edemediği, dönemin teknolojisinin çok üstünde usuller kullanılarak İstanbul, Türk ordusu tarafından fethedilmiştir.

Fatih’in ve Muzaffer Türk ordusunun kazandığı bu büyük zafer ile tarihin tüm seyri değişmiştir. “Hristiyan Batı idrakinde” bu fetihle beraber bir çağ kapanıp, yeni bir çağ açılmıştır. Batı’nın Yeni Çağ'ın başlangıcı olarak kabul ettiği İstanbul'un fethi ile Türk’ün hâkimiyeti ve medeniyet tasavvuru tüm dünyaya misal teşkil etmiş ve Türk’ün gücü muhteşem bir fetihle ispatlanmıştır.

İstanbul'un fethi, sadece bir savaşın kazanılması veya bir şehrin alınması değil; dünya medeniyetinin akışına yön veren fevkalâde bir hadisedir.

Aynı zamanda, “Kâinatın Efendisi” Hazreti Peygamberin hadis-i şerifi ışığında tüm İslam dünyası için ayrı bir önem taşıyan “İstanbul'un Fethi”; bu vesileyle şanlı Türk Ordusuna ve onun Şanlı komutanına nasip olmuştur. Bu fetih, mazisi insanlık tarihi kadar eski olan Büyük Türk Milleti’ne nasip olan zaferlerin tacı, şeref ve şan dolu tarihimizin altın sayfasıdır.

Büyük Türk Hükümdarı Fatih'in 21 yaşında ortaya koymuş olduğu azim ve kararlılığı bütün Türk gençliği kendine şiar edinmelidir. Zira bu büyük zafer; geleceğin Türkiye'sinin mimarları olacak Türk gençliği için tarihi bir ders niteliğindedir. Bu nedenle Türk Gençliği, fert fert, birer Fatih olma yolunda kendini yetiştirmeli ve geliştirmelidir. Bunun içinde Türk Gençliği milli şuur ve iman sahibi, ilke ve ülkü sahibi olarak hayatını tanzim etmeli; eğitimine ve çağın gerektirdiği bilgi birikimine büyük önem vermelidir. Türk Gençliği bu temelde milletinin geleceğine damga vuracak çalışkanlığa ve Fatih gibi dünyanın kaderine yön verecek asalete sahiptir.

Türk milleti olarak, ülkemizin içinde bulunduğu şu kritik günlerde, İstanbul’un Fethinin 554. yıldönümünü anmak, aynı zamanda iman tazelemek ve milletimiz adına belirlediğimiz idealleri ve hedefleri gerçekleştirebilme iradesini idrak etmektir. Atatürk'ün Türk Gençliği’nin ufku olarak gösterdiği medeniyete öncülük edecek bir atılım gerçekleştirmek bize nasip olacaksa; “İstanbul’un Fethi” bunun tarihteki en önemli ve en güzel misali olacaktır.

Liderimiz Dr. Devlet Bahçeli’nin Türk Milleti’nin gelecek vizyonu olarak ortaya koyduğu Cumhuriyetimizin 100. yılında “2023 – Lider Ülke Türkiye” ülküsü ve İstanbul’un fethinin 600.yılında “2053 – Türk Çağı’nın” başlangıcı; işte bu tarihi temelde ve Ülkücü Türk Gençliği’nin akıl, iman, azim ve kararlılığıyla gerçekleşecektir.

Bu vesileyle İstanbul'un fethinin 554. yıl dönümünü kutluyor, milletimizin yarınları için nice fetihlere vesile olmasını diliyoruz. Bizlere bu gururu yaşatan ecdadımızı ve Büyük Türk Hükümdarı Fatih Sultan Mehmet Han Hazretlerini rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyoruz. Ruhları şad olsun.



___________________________________
Ülkü Ocakları                       
Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkezi

3 Mayıs Milliyetçiler Günü

 
2 Mayis 2007, Çarsamba

Yakın tarihimize damga vuran hadiselerden biri de 3 Mayıs 1944’te cereyan etmiştir. Bundan 63 yıl önce, 3 Mayıs 1944'te, aralarında bilimadamı, aydın, siyasetçi, asker ve üniversite öğrencilerinin de bulunduğu Türk milliyetçileri, dönemin iktidarı tarafından "ırkçılık" yaptıkları gerekçesiyle tutuklanmış ve mahkemede yargılamışlardır.

Başta Hüseyin Nihal Atsız, Başbuğ Alparslan Türkeş ve beraberindeki Türk milliyetçilerinin; yargılanmaları büyük tepki görmüş ve Türk gençliği “Türklüğe, Türkçülüğe ve milliyetçiliğe” yönelik karalama ve iftiralara karşı “tek yürek” olmuştur.

3 Mayıs 1944 tarihiyle birlikte başlayan yargılama süreci ve sonrasında ‘tabutluk’ denilen ölüm hücrelerine atılan Türkçülerin kutlu mücadelesi, her Türk’ün okuması ve idrak etmesi gereken bir olaydır. Türk milletini her türlü emperyalizmden korumak için; inandıkları fikirleri, değerleri ve doğruları haykıran Türk milliyetçilerinin verdikleri bu mücadele, bugün daha net bir şekilde anlaşılmaktadır. Dün Türk milliyetçilerini en ağır şekilde eleştirenler, şimdilerde ise onlara hak vermenin mahcubiyetini yaşamaktadırlar.

3 Mayıs 1944’ü doğuran şartlar ve gelişmeler önemini ve sıcaklığını bugün de korumaktadır. Bugün Türkiye, etnik milliyetçilikleri körükleyen ve Türk kimliğini her fırsatta reddeden bir siyasi anlayışla idare edilmektedir. “Türk’üm” diyemeyenlerin, Türklük şuurunu sorgulamaya açanların, Türk olmaktan gurur duyanları ırkçılıkla suçlayanların ‘aydın’ olduğu günümüzde, “3 Mayıs Milliyetçiler Günü’nün” önemi bir kat daha artmaktadır. Özellikle 1984 yılından beri ülkemizde süregelen etnik milliyetçi terörün tek amacının, Türklük kavramının sorgulamaya açarak, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünü önce kafalarda silmek istediğini düşünecek olursak, her Türk’ün bu günü milli şuurla idrak etmesi gerekmektedir.

3 Mayıs 1944, milletimizin direncinin bayraklaştığı önemli ve anlamlı bir günü ifade etmektedir.
Türk Milliyetçileri, Türklüğü savunmanın bedelini işkencelere ve tabutluklara maruz kalarak, nice çile ve sıkıntılara göğüs gererek ödemişlerdir. Türk milliyetçileri iftiralara, baskılara ve suçlamalara rağmen Türklük şuurundan, Türkiye sevdasından ve Türk birliği ülküsünden vazgeçmemişlerdir. 3 Mayıs, Türk milliyetçilerinin bu kutlu mücadelesini anlamak başta olmak üzere, Türklüğü ve Türk ülküsünü doğru okumak, geçmişten ders alıp Türk Milleti’nin onurlu geleceğini inşa etmek için daha çok çalışmanın önemini kavramak olarak kabul edilmelidir.
Türk Milleti, ecdadını bildiği, anladığı ve unutmadığı sürece Türk-İslam âleminin liderliğini yapabilecek gücü, kudreti ve fikriyatı kendisinde bulacaktır.

Ülkü Ocakları bugün, teslimiyetçi-gayrı milli politikalara karşı Yüce Türk Milletinin hizmetindedir. “Lider Ülke Türkiye” hedefi ile Ülkücü Hareket bütün baskı ve zorlamalara rağmen, milleti ile beraber bu kutlu mücadeleyi kazanacaktır.

Bu vesile ile bir kez daha içlerindeki milli şuur ve iman ateşi bir an olsun sönmeyen ve Türk milliyetçiliği tarihinin altın sayfalarını oluşturan ülkü devleri, başta Başbuğumuz Alparslan Türkeş, H. Nihal Atsız, Orhan Şaik Gökyay, Necdet Sançar, Fethi Tevetoğlu, Zeki Velidi Togan, Muzaffer Eriş, İsmet Tümtürk ve daha birçok Türk milliyetçisini rahmet ve minnetle anıyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle, Türk milletinin geleceğe damga vurması gayreti, azmi ve kararlılığıyla “ Milliyetçiler Gününü” idrak etmenin gururu içerisindeyiz. Milliyetçiler gününün devletimize ve milletimize hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz.


NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…



___________________________________
Ülkü Ocakları                       
Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkezi

Önkuzu'ya Mektup

Mektup yaz diyorsun Önkuzu gardaş!
Ben bu derdi şimdi nasıl yazayım?
Her gün basıyoruz bağrımıza taş,
Ben bu derdi şimdi nasıl yazayım?

Partilerin başı dumanlı karlı
Nefis dizgininde oyunlar kirli
Ayrılsak bir türlü, kalsak bir türlü,
Ben bu derdi şimdi nasıl yazayım?

Çatlı'ya haber ver bakmasın bura,
Dua etsin erken gitti Allah'a.
Yaşasaydı otuz daha kırk daha.
Ben bu derdi şimdi nasıl yazayım?

İmamoğlu kessin hilal bıyığı
Olamadık biz sizlerin layığı
Pasaklı Rahşan'ın has halayığı
Ben bu derdi şimdi nasıl yazayım?

Devlet Bey bülbüldü dut yedi dersin
Dündar ağam gelsin cesaret versin
Galip Ağabeyim yolu göstersin
Ben bu derdi şimdi nasıl yazayım?

Ozan Arif hain oldu taa baştan
Medet umar olduk güvercin kuştan
Siyaset ehlinin yüreği taştan
Ben bu derdi şimdi nasıl yazayım?

Gün Bey'im duymasın tutulur dili
DSP'den vekil oldu katili
Mehmet Gül'le sarhoş eder fitili
Ben bu derdi şimdi nasıl yazayım

Vallahi Önkuzu'm haller perişan
Ülkü bahçesinde güller perişan
Bu mektubu yazan eller perişan
Ben bu derdi şimdi nasıl yazayım?

Başbuğuma çok çok selam ederim
Hürmet ile ellerinden öperim
Emaneti devşirmeden al derim
Ben bu derdi şimdi nasıl yazayım?

 

Alper Aksoy

BİR NESİL YETİŞTİREN BAYRAK ADAM

O, başkalarının vazgeçtiği yerde başlamış, Türk Milliyetçiliği'ni aksiyon hale getirmişti. Bugün yetiştirdiği Ülkü Ocaklı gençler devleti yönetiyor, fikirleri Türk Dünyası'nda bayrak oldu.


Türk Milliyetçileri'nin büyük ve efsanevi lideri Alparslan Türkeş'i ebediyete uğurlayalı yılar oldu. Ancak onun büyük efsanevi kişiliği sağlığında olduğu gibi bugün de yaşamaktadır. Bir insanın ömre yeterli gelmiyor. Molla Cami, Mevlana için derki;'Biz ömrümüzün sonuna geldik, hala vasfının başındayız...' Bu tespit Türkeş içinde sözkonusudur.

O öylesine büyük bir liderdi ki, iktidar olmadığı halde iktidar da bulunan bir büyük devlet adamı idi. Bütün hayatı boyunca mistik bir Türk Milliyetçisi olarak yaşadı ve öylece ebediyete intikal etti. Öldüğü gün bütün Türk gençliği ayağa kalkmıştı. Cenazesi Ankara'nın gördüğü en büyük cenaze töreni idi. Karda-kışta yüzbinlerce ülkücü Türk genci sokaklarda, karlar altında, parklarda sabahı beklediler. Dualarla , tekbirlerle uğurlanmasından beridir, gençlerimizin yollarını aydınlatan bir ışık gibi aramızda bütün gerçekliği ile yaşamaktadır. Eserleri birbiri peşine basılmakta ve gençlerimize hala yol göstermektedir.

ATATÜRK VE TÜRKEŞ

Bugüne kadar Türkiyemiz' de Tüek gençliğine sahip çıkan ve onların vatana, millete faydalı büyük bir vatan evladı, birer Türk Milliyetçisi olarak yetişmelerine en büyük önem veren iki büyük lider olmuştur. Atatürk ve Türkeş. Bunlar hemen hemen hayatlarının en büyük bölümünü Türk gençlerinin yetişmesine ve onların birer büyük idealist olmasına hasretmişlerdir. Türkeş ise yeni nesillerin Türkiye'nin en karanlık ve karmaşık bir döneminde onların büyük bir milli tarih şuuru içinde yetişmeleri için nefes tüketti, zaman harcadı ve Türkiye'nin geleceğini hazırlamış oldu. Bugün Türk Ülkücüleri onun yolundadır. O'nun sağlığında Ülkü Ocakları üyeleri durumundaki Türk gençliği bugün Türkiye'nin yöneticileri durumundadırlar. Milletvekilliği, Bakanlık seviyesinde, müsteşar, genel müdürlük gibi bürokrasi mevkilerinde ülkenin yükselmesini omuzlamış durumdadırlar. Binlerce,onbinlerce Türk genci bu büyük liderin çizdiği yolda yürüyorlar. Onların çocukları ve torunları da babalarının, dedelerinin, kısaca Türkeş'in yürümektedirler. Türkiye'ye böylesine büyük bir milli hamle ve yeni bir hayat yolu çizen büyük adamlae ne kadar yazık ki kolay yetişmiyor. Büyük Türk şairi Ziya Paşa'nın bu durumdaki büyük adamlar için söyldeği bir beyit vardır. Der ki;

Beni adem haşrederek tazim dururlar adına,
Kim fedayı nefs ederse cinsinin imadına.....

Bu güzel tarif hiç şüphesiz Başbuğ Türkeş'in şahsında en güzel tarifini bulmaktadır. Öyle ki, bütün Türkiye'nin bir kaos yaşadığı bir devirde Türk gençliği -halk tabiri ile- kapanın elinde kalırken, her türlü yabancı entrikaların, ideolojilerin, eroinden beyaz kadın ticaretine kadar her şeyin okullara dahi sızdığı bir dönemde O bir havari gibi Türk gençliğine kol kanat germiştir. Türk gençlerinin bu tuzaklardan uzak durmasını sağlamıştır. Bununla da kalmayıp onlara yol göstermiş, vatanlarına, milletlerine hangi yoldan faydalı olacaklarını da işaret etmiştir. Üniversitelerimizin birer militan ocağına dönüştüğü devirlerde adeta düşmeyen bir kale gibi tek direnen bu okullarda ki Ülkücü gençlerdi. Arkalarında ise bir tek liderin gölgesi vardı; Başbuğ Alparslan Türkeş ...

O büyük gençlik hareketinde vuruldular, şehide oldular, yılmadılar,boğuştular, bir elleri yumruk halinde dövüşürken öbür ellerinde kitap tuttular. Gece yarılarına kadar okudular, çalıştılar ve bugünleri hazırladılar. Üniversitelerimizde kızıl koministler öylesine yuvalanmışlardı ki eğer o Ülkücü gençlik hareketi olmasaydı, daha sonraki devirlerde gelen büyük müdahale hareketleri de ! geç kalmış olacaktı. Nitekim Türkiyemizin her kurtuluş hareketinin kan bedelini de Türk milliyetçileri ödediği gibi, bu son kurtuluş hareketinin çilesini ve kan bedelini Türkeş'in yetiştirdiği Ülkücü Türk gençliği ödemiştir. Bu son büyük çilenin en büyük bedelini ödeyenlerden birisi de Türkeş olmuştur. BU onun son büyük çilesi olmuştur. On yıl sonra yeniden tarih sahnesinde görüldüğünde eski ülkücülerin yanında onların takipçisi bir genç Ülkücü nesli de hazır durumda bulmuştur. Yeniden bıraktığı yerden başlıyordu.

27 MAYIS'IN HALKIN ÖNÜNE ÇIKAN TEK LİDERİ

Türk tarihinin gördüğü en büyük yıkımlardan birisini teşkil eden ve Türkiyemizde de bir ihtilaller darbeler devrini açan 27 mayısın mensubu olanlardan yalnızca bir tek kişi, Alparslan Türkeş alnı açık olarak milletin karşına çıkmak yiğitliğini gösterebilmiştir. Diğerlerinden böyle bir babayiğitliği görmedik. Mertçe erkekçe partisini teşkilatlandırarak demokrasinin ve Türkiye'nin yaşaması için iktidara talip olmuştur. Öylesine büyük bir efsane misyonu kazanmıştır ki, ölümü fikirlerini iktidara taşımıştır. Bugün Türkiyemizin yöneticilerinin büyük bir bölümü onun zamanında yetişmiş Ülkü Ocaklılardır.

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİ AKSİYON HALİNE GETİRDİ


Partisinin teşkilatlanıp hareketlendiği dönemde Türkiye de en çok horlanan inançlar arasında Türk Milliyetçiliği fikri geliyordu. Hiçbir yerde Türk'ten ve Türk milliyetçiliğinden söz edilmiyordu . İşte tam ozaman da bir lider ortaya çıkıyor ve Türk Milliyetçiliğine eğilimleriyle sahip çıkıyordu. Plevne savunmasına katılan bir İngiliz subayı olan ve hatıraları Türkiye de de yayınlanan Herbert , plevne savunmasının ne kadar zor şartlar altında başarıldığını vurgularken Türk karakterini şu satırla çizer:' Türkler müdafaya başkalarının vazgeçtiği terde başlar..' Türkeş'in de yaptığı bu idi. Seksen yıllık hayatı boyunca Türk milletinin hayrına ve Türkiye'nin geleceğine karşı yapılması gereken ne lazımsa onu seçmiş, o yolda fani hayatını tamamlamıştır. İçinde yaşadığımız günler onu ölümünde yıldönümüdür. Türk milletinden, Türk gençliğinden ve bütün Türk ülkücülerinden ona minnet ve şükranlar yağmaktadır. Yattığı yer cennet....